Sizlere, Maltepe Üniversitesi’nde 8
Kasım 2012 tarihinde gerçekleştirilen ‘Sokakta Yaşayan Çocuklar İçin Terapötik
Bakış Açısı ve Uygulamasının Tanıtılması’ adlı uluslararası sempozyumdan
bahsetmek istiyorum. Sempozyumda, üç önemli isim aramızdaydı. Sylvia Reyes,
Hilary Kennedy, Felicity De Zulueta. Çocukların fiziksel, ruhsal, toplumsal ve
kültürel gelişiminde özellikle bebeklik döneminde başta anne olmak üzere
ebeveynlerle kurulan ilişkinin niteliğinin
öneminden bahsederek ‘güvenli bağlanım’ ilişkisine vurgu yaptılar. İlk
olarak Sylvia Reyes; çocukların topluma kazandırılmalarında muhakkak aile ile
işbirliği yapılması gerektiği üzerinde durdu. Çocukların, aileden herhangi bir
destek göremediklerinde, ailenin dışına yöneldiklerini söyledi. Sylvia Reyes, çocukları
sokaktan almanın önemli bir noktası olarak aileyi belirtip uygulamaya başlıyor.
İlk adım olarak aile, birbirlerinin fiziksel, duygusal, ruhsal ihtiyaçlarını
gidermeye başladıktan sonra tedavi edilebiliyor. Bunun için de aileye sağlık
yardımı sağlanıyor. Yaşadıklarını mekanın önemini vurguluyor. Çocukların
hepsinin yoksul aileden geldiğini söylüyor ve aileye yardım yapılıyor; ancak
sokağa çıkmalarının tek sebebinin yoksulluk olmadığını belirtiyor. Ailede
şiddetin olması da oldukça önemli bir etken olduğunu söylüyor. Anne babalık
görevini bilmeyen ebeveynlerin olduğunu belirtiyor.
Sylivia Reyes, onlar için fark yaratmayı
hedefliyor. Öncelikle yürütülebilir terapötik desteğin sağlanması, ikinci
olarak ailenin de uygulamaya dahil edildiğini belirtiyor. Individual
Work,Family Work. Sylivia Reyes, bir vaka anlatıyor. Mercedes adlı bir kız
çocuğunun annesi hayat kadınıdır. Mercedes ve erkek kardeşi bir kaç defa annelerini mesleğini yaparken görüyorlar.
Syliva Reyes, anne ve çocukları arasında bir ilişki kurmayı amaçladığını
söylüyor. İlerleyen zamanlarda anne ile yakın ilişki kurulduğunu ve iyi bir
ilişki kurmanın gerekliliğinin esas amaç olduğunu belirtiyor. Terapötik ilişki
süresince anne ile kurulan ilişki çocuklara da bir model sağlıyor ve bu model
kullanılarak annenin de çocuklarına bu modelden aldığı terapötik ilişkiyi
çocuklarına aktarması bekleniyor. Mercedes’in annesi 12 yaşındayken cinsel
istismara uğradığını belirtiyor. Babasının asla iletişim kurmadığını
söylüyor. Kendisi de kurmuyor; çünkü
bunu bilmiyor. Kadına sağlanan bu güvenli bağlanma ilişkisini, çocuklarına da
aktarması bekleniyor. Sylivia Reyes, annelerinin de terapötik ilişki içerisinde
olmasını, bunu görmesi ve model almasını böylelikle bu yeniden öğrendiği ‘’bağlanma’’
ilişkisini çocuklarıyla ilişkisinde de kullanmasını bekliyorlar.
Syliva Reyes, bireysel çalışmada geçici
bir bağ kurduklarını söylüyor. Aile ile çalışmada ise kolaylaştırıcı bir rol
oynadıklarını söylüyor. Aile ile terapötik ilişki çerçevesinde bir ilişki
kurulduğunda kendi ailelerinin fiziksel, ruhsal, duygusal ihtiyaçlarının
farkına vardıklarını ve bunları karşılamaya çalıştıklarını belirtiyor.
Ulaşılması zor çocuklarla iletişime geçilebilmesi için terapötik ilişki
niyetlenmesinin oldukça önemli olduğunu belirtiyor.
İkinci konuşmacı olarak Felicity De
Zulueta ise; travmanın biyolojik etkilerinden bahsediyor. Bizim için dehşet
veren bir olayı yaşadığımızda, çaresiz hissettiğimizde ne yaşıyoruz? Örneğin
kabus görüyoruz. Travma sonrası stres bozukluğu da bunun etkilerini
gözlemlediğimizi belirtiyor. Geçmişteki sahnelerin zihinde flashback olarak
canlandığını söylüyor. Kendilerini hep korkmuş hissettiklerini belirtiyor.
Travmayı yaşayan insanların sürekli geçmişte yaşadıklarını söylüyor. Geleceğe
odaklanamadıklarını belirtiyor. Travmadan dolayı beynin sol yarım küresindeki
konuşma merkezinin kapandığını ve
konuşamadıklarını belirtiyor. Felicity, Post Travmatik Stres Bozukluğundan
(PTSB) bahsediyor. Çocuğun gelişim evresinde yaşadığı bir takım travmaların
buna yol açtığını söylüyor. Aile içi şiddet, istismar, bağımlılık, ihmal.
Disossiyasyonun, travmanın hatırasının kendi bedenlerinde sakladıklarını
belirtiyor. Kendilerini tehlikeye attıklarını ve bunu ani bir şekilde
yaptıklarını belirtiyor. Okul hayatlarında, sınıfta ve gittikleri her yerde
reddedildiklerini söylüyor. Bu tür insanların, başkaları ile güçlü ve kalıcı
bir ilişki kuramadıklarını söylüyor.Çocukların şiddete başvurmalarının
arasında; çaresizlik, aşağılanma, utancın olduğunu söylüyor. Eğer karşımdakini
ortadan kaldırırsam, aşağılık duygum biter, ortadan kalkar diye düşündüklerini
belirtiyor. Karamsar olduklarını ve kendilerini parçalanmış hissettiklerini
belirtiyor. Bu insanların, kortizol düzeylerinin farklı olduğunu belirtiyor. Kortizol, böbrek üstü bezinin kabuk
bölgesinde üretilen, vücudun strese gösterdiği tepkiyle ilişkili bir kortikosteroid hormondur. Bunun özellikle TSSB ile ilişkilendirildiğinden
bahsediyor. Bu insanların kortizol düzeylerinin düşük olduğundan bahsediyor.
Bağlanma açısından, güçlü bir bağlanma kuramayan insanların, kortizolü ilk
olarak yüksek sonra duraklama sonra düşüş gösterdiğini belirtiyor. Düşük
kortizolün, daha sonra olaylarla başa çıkmada insanlara zorluk çektirdiğini
söylüyor.
Limbik sistem, beynin ilk sistemidir.
Amigdala ise korku ve saldırganlığı düzenler. Eylemimizi düzenler. Küçük
çocuklar kaçarlar ya da donakalırlar. Hipokampus, belleğimizi idare eder.
Hikayelerimizi biriktirir. Hipokampus kortizol yüzünden küçülür. Küçük
çocuklarda bu yüzden çeşitli bellek sorunları oluşur. Daha sonra Felicity,
terapistle kurulacak ilişkinin, kişinin yeniden kendisini kontrol altına
alabilmesini sağladığını belirtiyor. Travma geçiren insanların, acıkma gibi
basit ihtiyacı belirten sözcükleri bile ifade edemediklerini belirtiyor.
Çocukların yaşadıkları bu travmaların
nedeni olarak kendilerini suçladıklarını söylüyor. Bu çocukları tedavi ederken,
yaşayamadıkları çocukluklarını bir şekilde yaşamalarını sağlamamız gerektiğine
vurgu yapıyor. Felicity, bu yardımı yapan insanlara da birkaç şey söylüyor.
Bizim kendi içimizde olan değişikliklerin de önemli olduğunu vurguluyor. Enerji
sarfettiğimizi, kendimizi de gözlemlememiz gerektiğini söylüyor.Yardım
ihtiyacımız için başvurmamız gerektiğini belirtip konuşmasını bitiriyor.
Üçüncü konuşmacı olarak Hilary Kennedy
ise, bize ‘’VIG in families’’ kavramından bahsediyor. VIG’nin bir video
çalışması olduğundan bahsediyor. Temel iletişimin kurulması açısından VIG’nin
önem taşıdığını belirtiyor. Video çalışması ile içgörü geliştirmeye
çalıştıklarını söylüyor. ‘’VIG ilişki kurmada yararlıdır ve üzerinde düşünme
gerektirir’’ diyor. Burada amaçlanan; ebeveyn ve çocuğun karşılıklı etkileşim
halinde olmasıdır.
Hilary, VIG’nin insanların ilişkisini
olumlu şekilde etkilediğinden bahsediyor.Önemli olarak ta empati kurmada
yardımcı olduğuna vurgu yapıyor.
Yazan: Gizem Taner